DÖKÜMANLAR & BİLİMSEL YAYINLAR

Çanakkale Türküsü'nün Öyküsü

Doç Dr. Ömer Çakır

Çankırı Karatekin Üniversitesi

Öncelikle türkü yakmak ne demektir? Bir türkü niçin yakılır veya doğar? Bu soruların cevabını verelim. Çünkü genel olarak bir türkünün yakılış gerekçesi Çanakkale türküsünün de meydana gelme nedenini bünyesinde barındırmaktadır.

Şairlik iddiası olmayan kimselerin, şahısları veya toplulukları duygulandıran çeşitli olayları terennüm etmek üzere türkü meydana getirmeleri işine "türkü yakmak"; meydana gelene de "yakım" denilmektedir.10 Pek çok olay türkü yakılmasına sebep olabilir. Bu olaylar "bütün bir milleti ilgilendirecek kadar büyük nitelikler taşıyabileceği gibi. dar çevrelerde meydana gelen cinsten de olabilir. Aşk, gurbet, ölüm, seferberlik, tabiî âfetler, oymak kavgaları, eşkıya baskınları, bir kalenin düşmesi, vatanın bir parçasının elden çıkması gibi sosyal olaylar; sevda, talihe kızma, şansa küsme gibi duygular türkülerin doğuş şartlarını hazırlayan sebeplerin başında gelir." Kısaca, hayatın çeşitli safhalarında, teker teker şahıslar veya belli bir muhit yahut bütün bir millet üzerinde derin tesirler bırakmış vakalara ait türküler meydana getirilebilir.

Özetle, toplumu yakından ilgilendiren bir takım olayları yaşamış veya «önlünde duymuş bir sanatçı( ruhu sanatçı olan kişi, âşık, halktan biri) hafızasındaki şiir ve ezgilerin de yardımıyla yeni bir türkü yaratır. Böylece türkü yakılmış olur.13 Yakılan türkü ağızdan ağza geçerek zamanla bazı değişikliğe uğrar. Bu sırada çoğu türkülerde olduğu gibi türküyü ilk yakanın kim olduğu unutulur gider.
Çanakkale türküsünün yakılışı da bahsettiğimiz şartlardan farklı değildir. Bu türkü Türk insanının hafızasında derin izler bırakmış bir olayın, yani büyük bir "savaşın atmosferinde" meydana gelmiştir. Dolayısıyla bu türkünün bir doğuş zamanı vardır. Ancak Çanakkale türküsünün doğuş zamanına ilişkin bilgiler şu soruları sormamıza neden olmaktadır.

Çanakkale türküsü ne zaman doğmuştur? Yani bu türkü Çanakkale savaşları başlamadan önce mi yoksa harp sırasında mı yakılmıştır? Aslında bize bu soruları sorduran elimizdeki bir mektuptur. Söz konusu mektup Emrullah Nutku'nun "Çanakkale Şanlı Tarihine Bir Bakış"1adlı eserinde yer almaktadır.
Bu makale "Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı Yıl: 1, Mart 2003, Sayı: 1, s. 13-35" te yayınlanmıştır.
Makalenin tamamı için tıklayınız...   

 

Çanakkale Eski Merkez Hastanesi (Kale-İ Sultaniye Hastahane-İ Askerîyye)
Senem Yiğit Karaman
İstanbul Teknik Üniversitesi 

Osmanlı son dönemine ait hastane binalarımızın, çoğu günümüze harap durumda gelebilmiştir. Yapıldığı döneme ait birer belge niteliğindeki tarihi hastanelerin sayısı oldukça azdır. Bu çalışmada Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti dönemine tanıklık etmiş olan önemli bir anıtın şu andaki durumu, koruma altma alınabilmesi için gereken önlemler araştırılmıştır. Çanakkale Eski Merkez Hastane'nin (Kale-i Sultaniye Hastahane-i Askeriyye) geçmişi araştırılmış, korunup, geleceğe aktarılabilmesi için gerekli müdahaleler projelendirilmiştir. Binanın sistem detayları ve kullanılışına dair izlerin yanı sıra her türlü belge, yazı ve fotoğraf bu çalışmaya yön vermiştir. Çanakkale Eski Merkez Hastane şu anda metruk durumdadır ve tehlike arz etmektedir. Günümüze gelene değin defalarca bombalanmış, yangınlar ve deprem geçirmiştir. 1915 Çanakkale Savaşı'ndaki bomba etkisi şu an bina sahasında gözle görülebilmektedir. Bombanm etkisi ile dikdörtgen avlulu binanın kuzey ve batıdaki kollan, çökmüş ve yıkılmıştır. Ahşap çatı iskeletinden geriye, yangınların etkisiyle, sadece küçük parçalar kalmıştır. Dolayısıyla yıllardır çevresel iklim koşullarına karşı da korumasız olduğundan, sıcak - soğuk döngüleri, kar, yağmur, rüzgâr etkileriyle binada kullanılan taşlar ve harçlarda kayıplar oldukça fazladır. Binanın görece daha sağlam kalabilen doğu ve güney kolları 1960'lara kadar kullanılmıştır. Bu süreç içerisinde birtakım onarımlar yapılmaya çalışılmıştır. İç mekânlara yer yer çimento katkılı sıva yapılmış, döşeme üzerine beton dökülmüştür. Çimento eski taş ve harç ile hiçbir şekilde örtüşmeyen bir malzeme olduğundan, duvar yüzeylerinde tuzlanmalara ve karbonlaşmaya sebep olmuştur. Hastahanenin restorasyon projesinde, binanın bomba etkisiyle harabe durumuna gelen kısmı haricindeki doğu ve güney kanadının rekonstrüksiyonu, bombalanan batı ve kuzey kanadının ise 'Açık Hava Müzesi' olarak tarihi bir belge olarak insanların ziyaretine sunulması önerilmiştir.


Bu makale "Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı Yıl: 9, Bahar Güz 2011, Sayı: 10-11, ss. 3-24" te yayınlanmıştır.
Makaleyi okumak için tıklayınız...